• Dostluğumuz teker teker eskiye dayanır, uzun zamandır tanırız birbirimizi, uzun zamandır severim kendilerini; Sedat Anar, Şafak Nazlıcan, Orçun Atilla Ömer Muhammed … Kalplerinin temizliği, güzelliği yüzlerine vurmuş, laflarına yansımış insanlar, dostlar. Konuşmayı severiz yanyana gelince de konuştukça konuşur, anlattıkça anlatırız birbirimize o denli dipsiz kuyular misali. Şimdiye kadar hep uzaktan dinledim, izledim, her izlediğim de pek bir sevdim, her dinlediğimde kendimden geçtim. Hem duruşları benim için çok özel, hem dünyaya bakışları, hem insanlıkları, durdukları köşede o kadar sağlamlar ki.

    Grubun çok sevgili perküsyonisti Şafak. Şafakla beni konuşurken görmeniz lazım ortadan ikiye ayrılacağız resmen birbirimize bir şey söylerken, nezaketten konuşamıyoruz =) bu dünyada umudun, ümidin varlığına, bu kadar karamsarlığın ortasında insana hala inanabileceğinizi gösteren bir adam, Şafak bu aralar İstanbul’da müzik işleri ile uğraşıyor, yoğunluktan çok sık gelemiyor Ankara’ya. Sedat aradı beni konser var vekilen sen çalar mısın dedi. Dedim çalarım, zevkle orada olurum. Oldum da, zevkle, şevkle, çok güzel bir konser oldu benim için. Ocak 28, 2013 bir pazartesi… Konserde yanımızda sevgili üstad, hocaların hocası (aynı zamanda benim de hocam) Serkan Gügül.  Hepsine sonsuz teşekkürler ediyorum.

    Günümüz dünyasında bir çok şeyi görmezden gelip geçiyoruz, kültür kelimesinden bahsedip kendi topraklarımızın, yakın çevremizin kültürünü benimsemeden bize verilen “kültürlerin” kuklaları oluyoruz. Güzele güzel demek vaktidir, bize güzellikleri sunanlara da destek olma vaktidir. Masala’yı dinleyin, bulun bir yerlede oturup izleyin, mümkünse Sedat’la, Şafak’la, Orçun’la, Ömer’le konserden sonra tanışın ortaya bir muhabbet atın gerisini oturup seyredin. Emin olun hayata dair o kadar güzel hikayeler öğreneceksiniz ki hem o müziğin için de hem de o müziği yapan güzel insanların içinde.

    En son sizlere kendilerini kendilerinin ağzından nasıl anlattıklarını paylaşacağım altına da bir kaç video koyacağım. Herkese sevgiler saygılar.

    “2006 yılında, kapı komşusu olan iki öğrenci evini birkaç gün arayla su basması sonucu tanışan insanların; dipdibe ama birbirlerinden habersiz bir şekilde müzikle ilgilendiklerini fark etmeleri sonucu, Masala grubunun ilk acemi ezgileri, o rutubetli evlerin soğuk odalarında henüz ortada bir grup fikri yokken tıngırdatıldı 🙂 ” fena olmuyor sanki lan!” duygusu filizlenmeye başladığı sıralarda da, “hadi sokağa çıkalım” dedik. uzun müddet sokakta çaldıktan sonra tayfa(henüz grup değiliz çünkü) seyahat etmeye karar verdi. biraz orada, biraz burada çala çala tayfa irileşmeye başladı. Ankara’da bar, kafe ve festival programlarına katıldı.”

    Yorum yok

    İlk yorum yazan siz olabilirsiniz.

    Cevap Yaz

    Buradaki HTML tag ve özeliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>